Evrenimizin Yaşını Nasıl Öğrendik?

Şapkadan beyaz bir tavşan çıktı.
Ancak inanılmaz bir büyüklükte bir tavşan olduğundan, numaranın tamamlanması milyarlarca yıl sürdü.

Jostein Gaarder

 

Evrenimizin yaşı belki de en çok tartışılan konulardan birisidir.

Teknolojinin ve bilimin çok fazla gelişmediği yıllarda evrenimizin sadece 6000 yıl yaşında olduğu öne sürenler bile oluyordu.

Yapılan son çalışmalara göre evreninizimin yaşı yaklaşık olarak 13 buçuk milyar yıl olarak tespit edilmiştir.
Peki bu sayıya nasıl ulaştık?

Cevap aslında çok basit.
Evrenin geçmişine gitmek isterseniz yapmanız gereken tek şey olabildiğince uzağa bakmaktır.

Örnek olarak, sıcak bir yaz gününde güneş gözlüklerinizle güneşe bakın.
Aslında yaptığınız şey basit bir görme eylemi değil.
Bir çeşit zamanda yolculuk.
Çünkü gördüğünüz şey Güneş’in 8 dakika önceki hali.
Düşünün, Güneş ile olan mesafemiz o kadar fazla ki, bu koca yıldızın görüntüsü 8 dakika sonra bize ulaşıyor.
Farz edelim Güneş’in rengi bir anda pembeye dönüşsün.
Bizim bunu fark etmemiz yaklaşık olarak yine 8 dakika sürer.

İşte size evrenin inanılmaz büyüklüğü!
Güneş’ten çıkan ve ışık hızında hareket eden bir görüntünün (saniyede 300.000 km) gezegenimize ulaşması tam 8 dakika sürüyor.
Ne kadar uzağa bakarsanız o kadar geçmişe gidiyorsunuz.
Büyüleci değil mi?
Şimdi elinizde son teknoloji bir gözlük olduğunu düşünün.
Bu gözlüklerle görebileceğiniz en uzaktaki şey ne olurdu dersiniz?
Cevap şaşırtıcı bir şekilde evrenimizin doğum anı olurdu.
Büyüleci bir olay değil mi?
Marcus Chown durumu daha güzel bir şekilde özetliyor:

Bunlar yüksek teknoloji ürünü gözlükler.
Normalde insan gözünün göremediği her türden ışığı görmek için üretilmiş, yalnızca çerçevesi üzerindeki bir düğmeye döndürerek gözlüğünüzü ayarlayabilirsiniz.
Yıldızlarla kaplanmış soğuk bir gecede bu gözlükleri de yanınıza alarak kendinizi dışarı atıyorsunuz.

 

evrene bakış

 

Gördüğünüz ilk şey güneşten çok daha sıcak yıldızlardan kopup gelen ışıkların kapladığı mor ötesi bir gökyüzü oluyor.
Aşina olduğunuz bazı yıldızlar ortalıktan kaybolmuşken daha önce hiç görmediğiniz yenileri etraflarında bulutsu oluşumlarla görüntüye dahil olmuş.
Ancak gökyüzünün en etkileyici tarafı çıplak göz için de etkileyiciğini koruyan özelliği.
Gökyüzü çoğunlukla siyah.
Eliniz gözünüzün düğmesine giriyor.
Artık kara delikler gibi egzotik cisimlerin üzerinde girdap oluştururken yüzbinlerce dereceye ulaşacak kadar ısınan gaz tarafından yayılan yüksek enerjili ışığı yani x ışınlarını görebiliyorsunuz.
Bir kez daha gökyüzünün en çarpıcı tarafı çoğunlukla siyah olması.

 

XMM-Newton (ultraviolet) Image of the Crab Nebula

 

Düğmeyi ters yönde tekrar çevirdiğinizde morötesi ve normal modu geçerek, gözlüğünüz kızılötesi moduna geçiyor.
Artık güneşten çok daha soğuk yıldızlardan yayılan ışığı görebiliyorsunuz.
Şimdi baktığınız gökyüzü sönmüş yıldızlardan geriye kalan korlarlan süslenmiş durumda.
Çok yakın zamanlarda doğdukları için halen titrek bir ışık veren plasenta gazları ile sarılı durumda yıldızlara ve ölüm ıstırabı çeken şişmiş kırmızı devlere bakıyorsunuz.
Ancak gökyüzü yeni bir yıldız nüfusu tarafından aydınlanmış olsa da, en çarpıcı özelliği aynı.
Çoğunlukla siyah.

 

kızılötesi

 

Gözlüğü çıkarıp gözlerinizi ovuşturuyor ve ardından yeniden takıyorsunuz.
fakat değişen hiçbir şey yok.
Şimdi gökyüzü bir ucundan diğer ucuna inci gibi bir beyazlıkla aydınlanıyor.
Düğmeyi çevirmeye devam ediyorsunuz ancak değişen tek şey gökyüzünün daha da parlaması oluyor.
Sanki uzayın tamamı kızışıyor, kendinizi dev bir ampulün içinde hissediyorsunuz.

Yoksa gözlükler mi bozuk?
Hayır, hayır! Mükemmel durumdalar. Gördüğünüz şey “Kozmik Ardalan Işıması’nda başka bir şey değil.

 

Big_Bang_Illustration

 

Yani evrenin 13.7 milyar yıl önce doğduğu ateş topundan geriye kalan gösteriye bakıyorsunuz.
İnanılmaz bir şekilde halen uzayın her bir gözeneğine nüfus edebiliyor.
Fakat evrenin genişlemesi ile epey bir soğumuş durumda olduğundan görünebilir ışık olarak değil, düşük enerjili mikrodalgalara kendisini açığa vuruyor.
İster inanın ister inanmayın Ardalan ışıması günümüzün evrendeki tüm ışığın %99’unu oluşturmaktadır.
Aynı zamanda evrenin dev bir patlamayla oluştuğuna yönelik tartışılmaz bir kanıtıdır.

Daha fazlası için: Biraz Kuantum’dan Zarar Gelmez

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s