Netflix Aboneliği ve Deneysel İktisat

Davranışşal iktisat kavram olarak ekonomiksel bir terim olarak algılansa da aslında günlük hayatımız verdiğim kararlarda bile yararlandığımız ve insan psikolojisinin iktisadi bir bakış açısıyla inceleyen bir disiplindir. Bir gece kulübünde hoşlandığımız birisiyle konuşurken veya internet satılan bir ürünün üç farklı paketini incelerken, farkında olmadan bu iktisadi dalın araştırma alanına girmiş oluyoruz. Nasıl mı? Bu soruya en iyi cevap davranışşal iktisadın en önemli savunucularından biri olan Dan Ariely’den geliyor.

Hatta Ariely, bu disiplinin kapsamını bir kademe daha ileriye taşıyıp, gündelik hayatta yaşadığımız çok daha küçük sorunlara iktisadi bir bakış açısıyla incelenerek bir çözüm bulunabileceğini düşünmektedir. Kendisine atılan e-postalardan verdiği cevaplardan birine bakalım:

Sevgili Dan,

 

Uzun zamandır bir Netflix kullanıcısıyım. Netflix son zamanlarda programından yaklaşık 1800 adet flmi çıkarıp bunların yerine  az sayıda oldukça kaliteli film ekledi. Biliyorum ki muhtemelen bu 1800 filmden hiçbirini seyretmeyecektim, yine de bu durum beni üzüyor ve ciddi bir şekilde Netflix’ten ayrılmayı düşünüyorum Acaba neden böyle düşünüyorum?

 

Şahsen ben de bir film severim,  bu nedenle içinde bulunduğun çıkmazı anlıyorum. Filmlerin iptal edilmesine karşı gösterdiğin duygusal tepkinin ardında yatan temel ilke kayıptan kaçınma (loss aversion). Kayıptan kaçınma sosyal bilimlerin en temel, en bilinen ilkelerinden biridir. Bu ilkenin temel sonucu, birşey kaybetmenin, aynı değerde bir şey kazanmaktan daha güçlü bir etki yaratmasıdır. Tekrar Netflix’e dönersek, içinde bulunduğun durumdan çıkan sonuç filmlerin hesabından kaldırılmasını bir kayıp olarak algıladığın, bu yüzden de durumun sana çok daha üzücü geldiğidir. Kayıptan kaçınmanın etkisi kimi zaman öyle güçlüdür ki, pek de şahane olmayan filmeleri kaybetmek, gerçekten onlardan daha iyi olan filmleri kazanmanın mutluluğunu aşacak ölçüde üzüntü yaratabilir.

netflix-ve-iktisat-2.jpg

Kayıptan kaçınmanın bir başka sonucu da senin gibi uzun süredir Netflix abonesi olan kullanıcıların kayıptan kaçınma tavrıyla Netflix’in yeni film koleksiyonuna bir nebze olumsuz bakacak olmalarıdır; yalnızca yeni filmleri gören ve bir şeyleri kaybetme duygusunu yaşamayan yeni kullanıcıları ise güncellenen teklifi daha olumlu algılayacaktır.

 

Bunları göz önünde bulundurarak Netflix’i daha ziyade müze gibi düşünmeye çalışmanı öneririm. Yani sana belirli filmler vermek yerine, optimal bir eğlence seçkisi küratörlüğü sunan bir hizmet olarak. Müzelerde kendimizi eserlerin sahibimişiz gibi hissetmeyiz, bu yüzden sergilenen eserler değişince üzülmeyiz. Bakış açını bu şekilde yeniden çerçevenlendirirsen Netflix’ten daha fazla zevk alacağını tahmin ediyorum.

 

Sizin de buna benzer sorularınız varsa cevabı Akıldışı Sevgilerimle‘de bulabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s