Tavla Günlükleri 2 – Güruh

Geçen gün Tanrıverdi’ yle tavla atıyoruz. Babası koymuş ismini. İroni yapmış kerata. Ateisttir babası. Tanrıverdi biraz hümanist, biraz anarşist, biraz sosyalist, çokça antikapitalist ( kendi halinde antikapitalist) bir arkadaş. Fakat kapitalizmin en büyük silahı olan sigaradan bir gün bile ayrı kalmaya dayanamaz. Bu sigara her gün almak zorunda kaldığımız, sürekli tükettiğimiz, hasta eden, üstüne hasta olduktan sonra da ilaç sanayisinin kucağına oturmamıza neden olan silahtır desem de nafile. Neyse kamu spotuna döndük iyice. Lakin bu bok, iyi bir bok değildir. Yanıma ateş almamışım. Çakmağın üstüne yatmayayım diye masada bırakmaz. Ateş istedim Tanrıverdi’ den.

Sözü kapitalizmden açınca Tanrıverdi’ yi kimse tutamaz, başladı verdi veriştirmeye. Sözünü kesip 3-1 önde olduğumu söyledim. Lafa dalınca oyunun kaç kaç olduğunu unutup çamura yatar. Kapitalizmin en kötü halini yaşıyoruz diyor, en beterini, en sancılısını, en adaletsizini.

Geçmiyor bu iç sıkıntısı. Klasik bir söz vardır ya, aklındakileri ya da kalbindekileri atamadıktan sonra nereye gidersen git nafile diye, sorun sadece akılda, kalpte değil. Sorun ülkenin her yerinde sistemin aynı olması, asgari ücret Antalya’ da 1.400,00 tl iken, İzmir’ de 1.500,00, İstanbul’ da 1.700,00 tl değil ki. Doğuya gittikçe asgari ücret bile lüks sayılabiliyor. Ekmeğin fiyatı, bulgurun kilosu çok da fark etmiyor şehirlerde. Nereye gidersen git farklı yaşam şartları beklemiyor. Küçük burjuva sıkıntısı değil bu. Zorlarsak küçük burjuvacık sıkıntısı olabilir.

Çalışmaya başlayınca her yer birbirine benziyor. Hipnoz olmuş gibi bir araya gelen insanların oluşturduğu sürüye dahil oluyorsun. Farklı yerlerde çalışmak için toplu taşımada bir araya gelen sürü. Ya da araçlarla yola dökülenlerin oluşturduğu sürü. Uçakla yolculuk ederken, henüz yerden çok havalanmadan aşağı bakınca araçlar hızlı hızlı hareket halinde nasılda hamam böceklerine benziyorlardı. Hepimiz böceğiz. Meydanlarda yürüyen insanlar slogan atıyor, ellerinde pankartlar; hepimiz böceğiz. Gelecek istasyon Monoton, nekst siteyşın Monoton.

En temel ihtiyaç eve ekmek götürmek.  İnsan, yeme-içme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile ne hallere düşüyor. İhtiyaçlar ve ihtiyaç diye yutturulan alışkanlıklar. Şu ihtiyaçlar hiyerarşisi üçgenini bulup parçalamak geçti içimden. Sanki somut bir şey ve yakalanıp parçalanırsa her şey düzelecekmiş gibi. Artık avlanıp mağaraya et götürmüyoruz, avlanmanın kabuk değiştirmiş halini yaşıyoruz. Her şey stoklama yapmaya başlayan pezevenk sapiensin yüzünden oldu. Kışın iki patates fazla yemek için tarımsal faaliyetler, stoklama, yerleşik hayat, özel mülkiyet derken attı kapitalizmin temellerini. Artık geri dönüş yok. Milyonlarca insanı avcı-toplayıcı topluma geri döndürmek imkansız. Merhaba yeni avlanma şekli. Gelecek istasyon Avcı Sahası, nekst siteyşın Avcı Sahası.

Her sabah aynı yol, her akşam aynı yol, benim gibi kaç kişi aynı şeyi düşünüyor acaba, ne yapıyoruz lan biz böyle? diye. Ne için bu eziyet, elimize geçen ne? Düşünenler var tabi, hatta biri İsa gibi birden çıkıp: ” Kendinize gelin millet, bu gittiğimiz yol yol değildir, siktir edin her şeyi, yaşam şeklini ve yaşam şartlarını üç gün protesto edelim. ” demek istese de deli diye yaftalanmaktan korkup susuyordur. Ama aklına bu düşünce gelince ablak bir yüz ifadesiyle sırıtıyordur. Gelecek istasyon İsyan Bayrağı, nekst siteyşın İsyan Bayrağı.

İnsanların yüzlerinden belli, dışarıdan bakılınca benim de yüzümden bellidir, herkes düşünceli. Kimi telefonundan ünlü bir futbolcunun sevgilisinin bikinili fotoğraflı haberine bakıp içinden saydırıyor, kimi internete yüklediği fotoğrafa kaç beğeni geldiğine bakarken hoşlandığı adamın niye beğenmediğini düşünüyor, kimi bir an önce akşam olup yeni doğan çocuğunu hemen görmek istiyor, kimi okuduğu romandaki karakterle kendisini öyle özdeşleştirmiş ki kendisini katil gibi hissediyor, kimi eşini aldattığı kişiyi düşünüyor, kimi iş yerinden ne kadar para çalacağını kafasında kuruyor, kiminin aklında dünden kalma yarım işler… Herkesin uyum sağlamak için kendince geçerli sebepleri var. Benim neyim var; hiç. Gelecek istasyon Kasvet Pazarı, nekst siteyşın Kasvet Pazarı.

Kalabalık. Hepimiz sözleşmişiz gibi buradayız, merdivenler alabildiğince kalabalık, tin tin ilerleyerek çıkmaya çalışıyoruz. Bir an önce iş yerine varıp çay ve sigara içmek isteyenlerimiz var ya da yeşil çay ya da aldığı simit bitince kahve içmek isteyenler ya da bir an önce kıçının yer görmesini isteyenler var. Şu merdivenlerden çıkarken etmediğim küfür kalmamıştır. İçimden orjinal, gün yüzü görmemiş, son derece yaratıcı küfürlerimi saydırıyorum. İşsizlik; parasızlık, çalışmak; maddi- manevi kölelik. Yok mu bu halin bir orta yolu be… Buna da şükür, hamdolsun. Beterin beteri vardır. Evet, her zaman daha bir beter vardır, vardır da her zaman daha bir iyi yok mudur? Kabulleniş. İnsanlığın en büyük ve en tehlikeli düşmanı. Mahşerin dört atlısı olan; savaştan, hastalıktan, açlıktan ve ölümden daha tehlikeli, daha sinsi.

Tanrıverdi’ ye bahsettim biraz bu düşündüklerimi, emin olmamakla birlikte bir yazarın sözünü söyledi bana: ‘ Seni oyalayacak bir şeyler bul ve öldürmesine izin ver. ‘ Sevmedim bu sözü. Sanki oyalayarak öldürmeyen bir şey varmış gibi. Doğarken ölmeye başlıyoruz yavaş yavaş, oksijen öldürüyor, yaşamak öldürüyor, düşünmek öldürüyor, her şey öldürüyor yavaş yavaş.

5-1 yendim Tanrıverdi’ yi. Angut oyundan anlamıyor. Vakit geçirmek için güzel oluyor tavla. Bir de ucuz çay olduğunda tadından yenmez. Asgari ücretten hallice maaşı olan bir adam, çaya en fazla 1,50 tl verebilir. Bu, yazısız bir tabu olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte. Üç saattir oturuyoruz. Hesap: dört çay, bir su, bir limonata, bir kola on üç lira elli kuruş. Açlık sınırının altında kazanç sağladığımız şu günlerde bütçemiz biraz sarsıldı ama olsun, mevsim yaz, içtiriyor. Tam kalkarken ismi üzerinden şaka yapacaktım, seni tanrı vermiş ama unutmuş, takip etmiyor, yüz yıllardır derin uykuda diye, vazgeçtim. Bu yaşına kadar isminden dolayı iğrenç şakalara yeteri kadar maruz kalmıştır.

İnsanı biraz monotonizmden uzaklaştırır tavla, kasvetli düşünceleri dağıtır tavla, insanı oyalar ve öldürür tavla, yaşasın tavla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s