Bir İngiliz Bir Afrikalı Kölenin Terini Tadarken

15. yüzyıl, insanlık tarihi için kritik bir öneme sahiptir. Bu dönemde yaşamımızı kolaylaştıran yüzlerce buluş, onlarca yeni coğrafyanın keşfi ve günümüz dünyasını halen şekillendirmekte olan bir çok düşünce ortaya çıkmıştır.

Bu gelişmelerin hepsinin hanemize büyük bir artı olarak yazılacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Nitekim bizim gibi eski karada yaşayanlar için durum öyle.

Peki eski karanın dışında, örneğin Afrika veya Yeni Dünya olarak adlandırılan toprakların insanları için aynı şey geçerli midir?

Maalesef bu durum onlar için hiç te iç açıcı olmadı ve olmamaya devam ediyor.

Bugün halen dünyanın bir çok yerinde Afrika kökenli ve beyaz olarak adlandırılan sınıfa ait olmayan insanlar  sağlık ve eğitim gibi benzeri önemli konulardan mahrum olarak yaşıyor. Özellikle Amerika’da bu iki sınıf arasındaki bu uçurum o kadar artmış ki, sonuçlarını ortalam yaşam sürelerine bile yansımış durumda.

Harward Üniversitesi ekonomistlerinden Roland Fryer hayatını beyaz Amerikalılar ile siyahi Amerikalılar arasındaki eşitsizlikle savaşmaya adamış birisidir.  Kısa bir süre sonra beyazların yaşam sürelerinin siyahlardan çok daha uzun olmasının sebeplerini araştırmaya başlayınca şunu fark etti: hem beyaz hem de siyah ırk için önde gelen ölüm sebebi olan kalp hastalıkları, siyahlar arasında daha sık görülüyordu. Hikaye’nin geri kalanını Steven D. Levit ve Stephen J.Dubner kaleminden dinliyoruz:

Sonra bir gün Fryer ” Bir İngiliz bir Afrikalının Terinin Tadına Bakarken” adlı bir resme rastladı ve etkili olabilecek bir sebep buldu. Resimde Batı Afrika’da bir köle tüccarının kölenin yüzündeki teri yaladığı görülüyordu.

ingiliz-tüccar-afrkikalı-kölenin-terini-tadarken

Peki neden böyle bir şeyi yapıyordu?

Bir olasılık, kargonu geri kalan kısmına herhangi bir hastalık bulaştırmaması için kölenin sağlık durumunu inceliyor olmasıydı. Fryer belki de köle tüccarının kölenin tuzluluk durumunu test ediyor olabileceğini düşündü. Zira ter tuzlu bir tada sahipti. Eğer böyleyse, bunun sebebi neydi ve bu sorunun cevabı Fryer’ın araştırdığı genel bir soruya ipucu sağlayabilir miydi?

Bir kölenin Afrika ile Amerika arasındaki okyanus yolculuğu uzun ve meşakkatliydi; pek çoğu yolda ölüyordu. Su kaybı da bunun en büyük nedenlerinden biriydi. Fryer su kaybından kimin daha az etkilineceğini, yani tuza karşı duyarlılığı en yüksek olanları merak etti? Başka bir deyişle, vücudunuzda ne kadar çok tuz tutabiliyorsanız, o kadar çok suyu tutabilirsiniz ve Orta Geçit’te ölme olasılığınız o kadar düşük olur. Dolayısıyla belki de resimdeki köle tüccarı, yatırımlarını güvence altına almak için derisi daha fazla tuz tutan köleleri bulmaya çalışıyordu.

Fryer bulmacanın parçalarını birleştirmeye başladı. ” Böyle bir yolculuğu başarabilenlerin çoğu sağlıklı ve yaşam süresinin de daha uzun olabileceği tahmininde bulanabilirsiniz. Fakat aslında bu garip seçme mekanizmasına göre, Orta Geçit gibi çetin bir sınavı geçebilirseniz ama  bu yüksek tansiyon  ve ilgili hastalıklar için çok kötü sonuçlar doğurabilir. Tuza karşı duyarlılık, büyük ölçüde kalıtımsal bir özellik olduğu için torunlarınız, yani siyah tenli Amerikalıların yüksek tansiyon veya kalp hastalıklarından etkilenme olaslıkları yüksektir.”

Fryer bu teorisini destekleyecek başka deliller de bulmaya çalıştı. Amerikalı siyahların yüksek tansiyon hastası olma olasılığı, Beyaz Amerikalılara kıyasla yüzde 50 daha yüksektir. Ama bu diyet ve gelir seviyesi gibi faktörler arasındaki farklılıklardan kaynaklanabilir. peki, diğer siyah toplumların yüksek tansiyon oranları nasıldı? Fryer, yine Afrika’dan köle olarak getirilen Karayipli siyahların da tansiyonlarının genellikle yüksek olduğunu tespit etti. Ama Afrika’da yaşamaya devam eden siyahların tansiyon durumunun Amerika’daki beyazlardan istatistiki olarak pek farklı olmadığını gördü. Bulunan deliller belli bir sonuca ulaşmak için yeterli olmadı ama fryer köle ticaretinde kullanılan seçme mekanizmasının Afrika asıllı Amerikalıların daha yüksek ölüm oranlarının geçmişten gelen temel sebeplerinden biri olabileceği yönünde ikna oldu.

Bu ve benzeri bir çok hikayeye farklı bir gözle nasıl algılayabileceğinizin, olayların arkasındaki gerçeklerin peşine nasıl düşebileceğinizin sorusuna cevabı
Görünmeyeni Düşünmekte bulabilirsiniz.

Bir İngiliz Bir Afrikalı Kölenin Terini Tadarken” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s