Curzio Malaparte – Can Pazarı

Gerçek adı Kurt Erich Suckert olan Malaparte 1898′ de Prato’ da doğdu. 1. Dünya Savaşı’ na gönüllü olarak katıldıktan sonra gazeteciliğe başladı. 1940′ lara kadar faşizmi benimsemiştir. Faşizmi reddettikten sonra partiden atıldı. Mussolini düştükten sonra Amerikan Yüksek Komutanlığı’ nda irtibat subaylığı görevine getirildi. Yazar 1957′ de Roma’ da ölmüştür.

Curzio Malaparte’ nin ” La Pelle ” isimli romanı can yayınları tarafından dilimize Can Pazarı ismiyle çevrilmiştir. Mussolini’ nin düşmesi ardından ittifak güçlerinin Napoli kentine gelişi sonrası şahit olduğu olayları anlattığı kitabıdır.2. Dünya Savaşı denildiğinde; Hitler, Yahudi Soykırımı, Pearl Harbor saldırısı, Japonya’ ya atılan atom bombaları, Normandiya Çıkarması gibi belli başlı olaylar aklımıza gelir.

Almanya’ da da kitlesel ölümler olmuştur. Hitler gibi bir hastanın liderliğinde olduğu için Almanya’ da çekilen acılar hep arka planda kalmıştır. İtalya’ da olduğu gibi.

Kitapta savaşın bir kenti nasıl bir yıkımla baş başa bıraktığının birçok örneği yer almaktadır. Yazar; İç savaş, açlık, çocuk fuhuşu, halk tarafından alınıp satıldığının farkında bile olmayan siyahi Amerikan askerlerinin oluşturduğu pazar gibi konuları objektif, alaycı ve dramatik bir şekilde ifade etmiştir.

Savaş döneminde Napoli’ li çocukların fuhuş için Fas asıllı Fransız askerlerine satılması olayı hakkında İtalyan yetkilerinin önlem alması gerektiğini söyleyen Fransız General Guillaume ile Malaparte arasında geçen konuşmayı kitaptan alıntı yaparak paylaşalım:

…Gülmeye başladım. O ahlak düşkünü anaları tutuklatmak, ha! O çocukları bir esirgeme kurumuna kapatmak, ha! Artık Napoli’ de, artık Avrupa’ da hiçbir şey ayakta kalmamıştı ki, her şey cehennemin dibini boylamıştı, her şey yıkılmış, yerle bir olmuştu, evler, kiliseler, hastaneler, analar, babalar, evlatlar, teyzeler, büyükanneler, kuzenler; hepsi kaput olmuştu. Ben gülüyordum ve o kahkahalarım, o acılı gülüşüm sancıya dönüşüp mideme saplanıyordu. İtalyan yetkili makamları ha! Bir hırsızlar ve alçaklar alayıydı onlar, daha düne değin biçare insanları Mussolini’ nin adına hapse tıkmışlardı, şimdiyse Roosvelt’ in, Churchill’ in, Stalin’ in adına hapse tıkıyorlardı. Daha düne değin zorbalık adına esip savurmuşlardı, şimdi de özgürlük adına esip savuruyorlardı. Birtakım ahlaksız analar çocuklarını sokaklarda pazarlıyorsa İtalyan makamlarının umrunda mıydı o? Bir alçaklar alayıydı hepsi mi hepsi, galiplerin postallarını parlatmakla öylesine meşguldüler ki, böyle kıvır zıvırla uğraşamazlardı…

Guillaume : “… Eğer bugün Napoli’ de çocuklar satılığa çıkarıldıysa, bu demektir ki her zaman satılmışlar. İtalya için yüz karası. ”

– ” Yo, hayır, ” dedim, ” Napoli’ de çocukların satıldığı hiç olmamıştır. Açlığın bu noktaya gelebileceğini asla düşünemezdim. Ama suç bizim değil. ”

” Suçun bizde olduğunu mu söylemek istiyorsunuz. ” dedi General Guillaume.

” Hayır, sizin suçunuz değil. Çocukların suçu. ”

” Çocukların mı? Hangi çocukların? ” dedi General Guillaume.

” Çocukların işte, o çocukların. İtalya’ da çocukların ne berbat bir soy olduğunu siz bilmezsiniz. Hem yalnız İtalya’ da değil, Avrupa’ nın her yanında. Kendilerini pazarda haraç mezat satmaya analarını zorlayan onlardır. Hem niçin, biliyor musunuz? Para edinmek için, metres tutabilmek, bir ellleri yağda bir elleri balda yaşayabilmek için. Artık tüm Avrupa’ da, metresleri, atları, otomobilleri, şatoları, bankada hesapları bulunmayan çocuk kalmadı. Herbiri birer Rothschild. Avrupa’ da çocuklar, bizim çocuklarımız ahlaksızlığı ne raddeye vardırmışlar, hayaliniz almaz. Tabii hiç kimse bunun ağza alınmasını istemiyor. Avrupa’ da böyle şeyleri söylemek yasak. Ama işler bu merkezde. Eğer analar çocuklarını satmayacak olsalardı, ne olurdu bilir misiniz? Çocuklar, para edinmek için analarını satarlardı. ”
Hepsi şaşkınlık içinde bana bakakalmıştı.

” Böyle konuşmanızdan hoşlanmıyorum, ” dedi General Guillaume.

” Ah, demek gerçeği söylememden hoşlanmıyorsunuz? Ama siz Avrupa hakkında ne biliyorsunuz ki? İtalya’ ya çıkarma yapmadan önce neredeydiniz? Fas’ ta, ya da Kuzey Afrika’ nın bir başka yerinde. Amerikalılarla İngilizler ne biliyorlar? Onlar da Amerika’ daydılar, İngiltere’ deydiler, Mısır’ daydılar. Salerno’ ya çıkarma yapan Müttefikler Avrupa hakkında ne bilebilirler ki? Yoksa Avrupa hakkında ne bilebilirler ki? Yoksa hala Avrupa’ da çocuk kaldı mı sanıyorlar? Hala babalar, analar, evlatlar, ağabeyler, kız kardeşler kaldı mı sanıyorlar? Bir kokuşmuş et yığını, Avrupa’ yı kurtardığınızda bulacağınız şey o işte. Bunun söylenmesini kimse istemiyor, kimse işitmek istemiyor, ama gerçek bu. Avrupa işte bu artık: Bir kokuşmuş et yığını. “

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s