Cem Sultan

Cem Sultan Olayı Osmanlı İmparatorluğu’ nun dönüm noktalarından biridir.
Fatih Sultan Mehmet’ in Fetret Devri’ nde sayıları hızla artan tarikatların ve dini vakıfların arazilerini kamulaştıran reformları olmuştur. Daha güçlü bir merkezi otorite ve ekonomik kazanımlar için yapılan bu reformlardan etkilenenler; beyler, paşalar, ulema, zaviye sahibi dervişler ve osmanlı öncesi aristokratik ailelerden oluşuyordu. Fatih’ ten sonra tahta geçen 2. Bayezid’ in kamulaşan çoğu araziyi tekrar eski sahiplerine verdiği görülür. 2. Bayezid’ in dindar ve tarikat yanlısı olması, kendisinden sonra başa geçen Yavuz Sultan Selim’ in Osmanlı’ ya Halifeliği getirmesi teokratik yapının büyük bir hızla yükselişe geçmesine neden olduğu açıktır.
Malesef tarih ihtimalleri değil yaşananları yazacaktır. Orta Asya’ dan çıkıp gelen atalarımızın Anadolu’ da değil de, Avrupa’ nın içlerine kadar ilerleyip yerleşmeleri halinde neler olabileceğini ve geleceğin nasıl şekillenip bugüne etkilerinin ne olcağını bilmemizin imkanı yok. Tıpkı Cem Sultan’ ın Bayezid’ in yerine geçmesi halinde olabilecekleri bilemeyişimiz gibi.

Tarih sevenler için İlber Ortaylı’ nın kaleminden sürgündeki talihsiz şehzade Cem Sultan:

” Annesi Çiçek Hatun o döneme kadarki birçok hükümdar annelerinin aksine, soylu bir aileden veya beylerden birinin kızı değildir, esirelerden biridir. Çiçek Hatun’ a atfedilen avrupa soyluluğu tartışılır.

Fatih öldüğünde, yani Gebze sahrasında öldüğü 1481 senesinde arkasında iki halef bıraktı. Biri amasya sancak beyi Şehzade Bayezid, diğeri Karaman’ da oturan Şehzade Cem. Bayezid daha çok “ devletlular” ın desteklediği ve tahta çağırdığı hükümdardır. Daha ilk anda iki Şehzade arasındaki taht kavgası Osmanlı tarihinde alışılmış ve ilerde de tekrarlanacak tipte bir facia değildir. O kadar ki Fatih’ in naaşı cenaze töreni yapılamadan bir hafta kadar ortada kalmıştır. Çatışmanın Başında Cem Sultan Bursa’ ya kadar yürüyüp orada kendi adına hutbe okutup, para bastırdıysa da, 19 haziran 1481’ de Osmanlı’ nın ilk otantik başkenti Yenişehir’ de kardeşine yenildi. iyi bir komutandı ama etrafındakiler daha başından yenilgiyi kabul etmişlerdi ve Bayezid’ in etrafında devletin en mahir insanlarının asker veya bürokrat olarak toplandığı anlaşılıyordu. Mesela Cem’ in güvendiği Otranto Fatihi Gedikli Ahmet Paşa bile Yenişehir sahrasında Cem’ in karşısındaydı. Cem Konya üzerinden Kahire’ ye sığındı. Kahire’ de hacca gitme fırsatını buldu. 1482’ de Karamanoğlu Kasım Bey’ in kışkırtmasıyla tahtı ele geçirmek için tekrar Anadolu’ ya döndü. Mısır’ da ehil ve seçkin bir şehzade olarak karşılanmıştı.

Bir taraftan da avrupa devletleriyle Bayezid arasında antlaşma başlamıştı. 6 ocak 1482’ de 2. Bayezid ile Venedik arasında bu konuda bir anlaşma yapıldı. Mart 1482’ de ise Karamanoğlu Kasım Bey ve Cem, Bayezid kuvvetleri karşısında yenilince Cem tekrar memluklara sığındı.

Uzun bir mücadele başlamıştı. Ağustos 1482’ de 2. Bayezid Rodos Şövalyelerinin büyük üstadı D’ Abusson ile bir antlaşma yaptı. Cem avrupa toprağına adım atmadan evvel ve hemen sonra onun sığınacağı yerlerle anlaşmış oluyordu. 29 temmuz 1482’ de talihsiz şehzade sonun başlangıcını yaşadı, Rodos’ a sığındı. Cem bir ay sonra Rodos’ u Fransa’ ya gitmek için terk etti. Hemen ertesi gün şövalyelerin elçisi osmanlı başkentine hareket etti. 17 Ekim 1482’ de Cem Nice’ teydi.

18 Kasım 1482’ de 2. Bayezid, Gedik Ahmet Paşa ve Cem Sultan’ ın oğlu Şehzade Oğuz’ u idam ettirdi. Nisan 1483’ te 2. Bayezid, Rodos Şövalyeleriyle Cem için 40 bin düka altını ödeyerek bir antlaşma yaptı. 1483 Kasım ayında Avrupa’ nın kudretli Macaristan Kralı Mathias Corvinus ile padişah arasında saldırmazlık antlaşması yapıldı. 1484 yılı Ağustos ayında papa seçilen 8. İnnocent ise Cem’ i şövalyelerden alacaktır. Avrupa’ da kuvvetler çatışıyordu. Papalık hiç de kendini emniyette hissetmiyordu. en önemlisi de Osmanlı imparatorluğu’ nu hıristiyan dünyadan uzak tutmaktı. 1490’ da Mathias Corvinus öldü. Yılın sonunda 2. Bayezid’ in elçisi Mustafa çavuş Roma’ ya ulaştı. Cem üzerinden papalık ile ilk antlaşma yapılmıştı. 1494 yılında bir başka elçi Sultan Bayezid’ in bir mektubu ve 40 bin düka altını ile papa’ ya ulaştı. Cem sultan’ ın bir şekilde katledilmesini istiyordu. Roma’ nın bu rehineyi şimdilik harcamaya niyeti olmadığı anlaşılıyor. Zaten İtalya’ ya giren Fransa ordusu ve Kral 8. Charles, papa 6. Alexander’ den Cem’ i aldılar. Tabi Alexander Bayezid ile olan anlaşma gereği Cem’ i çoktan zehirletmişti. 1495 şubat sonunda Cem Napoli’ de öldü.

Cem rönesans avrupası’ nı, hiçbir türkün göremeyeceği kadar her cihetiyle yaşadı ve gözledi. Ama bunlar onun ızdırabını artırmıştır. Ve hiçbir gözleminden de, ne kendisi, ne de başkası istifade edemeyecektir.Elimizdeki hatırat ve seyahatnameler kısmen basılmaktadır. Matrakçı Nasuh gibi yazarlar tarafından kaleme alınan “ Tarih- i Sultan Bayezid” veya “ Vakıat- ı Sultan Cem” gibi daha da değerlendirilecek safahat söz konusudur. İsmail Hikmet Ertaylan’ ın birçok vesikayla meydana getirdiği çalışması bugün için müracaat edilen kaynaklardandır. Yine Nikolas Vatin’ in Türk Tarih Kurumu’ nda basılan “ Sultan Cem” adlı eseri bugün Osmanlı tetkiklerinde en çok kullanılanlardandır.

Osmanlı hanedanı da malesef Selçuklular gibi tekamül gösteremediği bir kuruma sahipti. Daha doğrusu bir kurumsuzluk; veraset sistemi. Veraset sistemi için kanlı çatışmalar daha 14. asırda göze çarpmaktadır. Ama Fatih devri sonunda bu, zirveye ulaşmıştır. En büyük çatışma padişahın iki oğlu Şehzade Bayezid ve Şehzade Cem arasındaydı. daha Fatih’ in Otlukbeli Savaşı’ ndan dönüşü geciktiğinde, Edirne Sarayı’ ndaki genç Cem, padişahın yenildiği ve kaybolduğu gibi dedikodu ve kışkırtmalara kapıldı. Ve genç şehzade etraftaki emirler , iktidar sahibi görevlilerden ve ulemadan, biat almaya kalktı. bu hata padişahın hiddetini çekmiştir. Karaman beyliği’ ne gönderildi. Şehzadenin Konya’ da olması Amasya’ daki Bayezid’ e göre veraseti takip etmesi açısından aleyhinde olmuştur. Şehzade Bayezid yaşça daha büyüktü. Kişiliği itibariyle osmanlı tarihinde iyi değerlendirilemeyenlerdendir. “ Sofu Bayezid” lakabıyla anılıyor. Dindar olduğu bir gerçektir. Tarikatlara düşkündür. Babasının aksine batı sanatlarıyla, klasik heykellerle, italyanca ve yunancayla alakası yoktur. Fakat mesela bugünün türkologlarını kıskandıracak kadar çağatayca bilgisi ve uygur yazısını okumaya kabiliyeti vardı. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ ndeki mirası olan okuduğu kitaplar bunu gösteriyor. Cem ise babası gibi doğu ve batıya yatkın bir eğilim aldı. Farsçası olağanüstü zengin ve güzeldir. Divan sahibi bir şairdir. Sportmendi, harp sanatını iyi öğrendi. İşte bu şehzade ile ağabeyi arasındaki çatışma onun felaketine neden oldu. Yurttan kaçmasına, Avrupa’ da hükümdarlarların ve papaların elinde rehin olarak yaşamasına ve gurbette çok hazin bir şekilde ölümüne sebep olan bu olay, onun kendi kontrolü dışında umulmadık gelişmelere de yol açtı.

Daha evvel bazı Osmanlı Şehzadeleri Bizans’ a sığındıkları halde bundan çok büyük siyasi buhranlar çıkmış değildi. İlk defadır ki Cem’ in Rodos Şövalyeleri, papalık ve Fransa kralının elinde kalması, çok büyük problemlere yola açtı. Avrupa taht varisi olarak Cem’ i ileri sürdü. Bununla Bayezid’ i tehdit etti. Aslında amaçları Cem’ in tahta geçmesi de değildi. Bunu Rusya tarihindeki 17. yüzyılındaki sahte Dimitri olayına benzetmeyelim. Çünkü orada sahte Dimitri Moskova tahtına ve Boris Godunov’ a karşı kullanılmış ve Dimitri polonyalılar tarafında Moskova işgal edilerek tahta çıkarılmıştı. Rusya tarihinin romanovlar önceside fetret devri olarak bilinen bu dönemindeki gibi benzer bir ameliyeyi batılıların hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceği açıktı. Daha gerçekçi davranmışlar, 2. Bayezid’ in Akdeniz ve Batı politikasını etkileyecek şekilde onu zorlamışlardır. Halil İnalcık Hoca’ nın “ Rönesans diplomasisinde bir örnek olay: Papa 8. İnnocent ve 2. Bayezid’ in Cem Sultan üzerindeki Antlaşması” başlıklı ingilizce makalesi bu vakayı işleyişi ve nedenleriyle açıklar. Rehin bir tehdit ve şantaj aracı olmuştur. Dahası var, papalığın cari masraflarının çok önemli bir kısmı son zamanlardaki tetkiklerden de anlaşılacağı üzere doğrudan doğruya 2. Bayezid’ den sızdırılmıştır. Mesela Hans Pfeffermann’ ın “ Rönesans Papalarının Türklerle İş Birliği” adlı kitabı bunu gösterir. Bu durumda Osmanlı Devleti’ nin yaptığı yıllık ödeme papalığın cari masraflarının % 6’ ını karşılamaktadır. Bu meblağ birçok italyan devletinin, mesela Ferrara’ nın senelik gelirlerinin üçte birine eşittir.

Cem Sultan Vakası Osmanlı Devleti için bir kabusa haline dönüşmüştür ve bundak sonraki iki asırda da bu vaka hatırlanmıştır.

Napoli’ de gurbette ölen Cem Sultan Fransa kralının einde rehindi. onun zorla yanına alması ve eline verilmeden evvel Sultan Bayezid’ den sızdırılan bir miktar daha şantaj parasıyla zehir konusunda üstat olan italyanlar ve bilhassa Papa Alexandra Borgia’ nın tertibiyle şehzadenin zehirlendiği ve yavaş yavaş ölüme sürüklendiği anlaşılmıştır. Napoli’ de öldükten sonra nihayet türk elçileri gelmiş ve padişah talihsiz kardeşi için son bir ödeme yaparak onun naaşını bir haneden üyesine, kardeşe gösterilecek ihtiramla Bursa’ daki makberine, yani bugünkü türbeye ( Şehzade Mustafa Türbesi) devretmiştir.

Cem Sultan’ ın varlığını 2. Bayezid neden ciddiye aldı? Bayezid Cem Sultan’ ın iyi komutanlığından, gerek yeniçeriler üzerindeki etkisinden ( zira kendisi bir sofu ve derviş mezheb kişi olarak görüldüğünden asker tarafından hiç tutulmuyordu) çekindi. Üstelik Karaman’ da sancak beyliği yaparken hem vilayetin imarına dikkat etmiş, larende ve Karaman çevresinde birçok eski vakıfları imar etmiş, hem ahaliye adaletli davranmış, iyi idare örneği göstererek sevilmişti. Bu nedenledir ki Bayezid, Cem Sultan’ ın Anadolu’ ya papalık ve avrupa tarafından bir miktar askerle bırakılabileceğini ve burada kendisine çok taraftar toplayabileceğini düşünmüştür. Çekinmekte bizce haklıydı. Üstelik Cem Sultan’ ın daha evvel Mısır’ daki ilticası sırasında, buralarda da çok tutunduğu biliniyor. Osmanlı padişahlarının hepsi ve tabi 2. Bayezid de, hem Memluklardan hem de batıdan çekinmek zorundaydı. Fatih’ in oğullarının düşmanı iki değil, hatta üçtü. Bir de İran’ ı hesaba katmak zorundayız. Bu nedenledir ki Cem Sultan Vakası imparatorluk için bir kabustur. Ve gelecekte de her padişahı korkutan bir örnek olmuştur. 17. asrın ortalarına kadar devam eden kardeş katli vakasında bilhassa 16. asırdan sonra artan yeniçeri isyanları kadar bu vakanın da hükümdarların politikasında çok başat bir rolü olduğunu düşünmek zorundayız. Bir başka yaklaşım daha söz konusudur. Cem Sultan’ ın batı tarzı bilimlere, sanatlara yakınlık duyması, Bayezid’ in ise daha şarklı bir karaktere sahip olması, islami ilimlere düşkün olması bütün tefekkürünün bu konuda toplanması, zaviyelerin arazisini geri vermesi, tarikatları himaye etmesi dolayısıyla dervişler ve ulema arasında taraftarının artması, büyümesi dolayısıyla bir nevi iki karşıt grubu temsil eder havanın ortaya çıkmasıdır. Cem’ in taraftarlarıyla Bayezid’ in taraftarları aynı dünya görüşüne aynı davranışa ve aynı çıkar ilişkilerine sahip değillerdi. Bu temel bir çatışma ve gerilim nedeniydi. Bu nedenledir ki Cem Sultan, varupa tarihinde hiçbir şekilde görülmeyecek biçimde himaye gördü. Kullanılmak istendi. Fakat benzer biçimde taraftar topladığını anadolu topraklarında görüyoruz.

Cem Sultan vakası talihsiz şehzadenin ölümüyle de bitmedi. Doğrudan doğruya ondan sonraki nesiller de bu batılı entrika düzeni içine düştüler. En son 1522’ de Rodos Kuşatması sırasında şövalyeler bir tehdit ve şantaj aracı olarak onun torunlarını kalede tutuyorlardı. ( şehzade cem’ in oğlu murad ve iki torunu) Bu torunlar tabii ki vaftiz edilmişlerdi. Padişah kaleyi virayla teslim aldığı için şövalyeleri bir takım zenginlikleriyle serbest bırakt. İstisna ise Cem’ in torunlarıydı. Tanassur edenler ( hıristiyanlaşanlar) olarak görülen bu talihsiz gençler katledildiler.

Osmanlı hanedanı mensuplarının çok yakın zamanlardaki anlatısına göre Cem Sultan’ ın soyundan gelenler, Avrupa’ daki Osmanlı aile mensupları ezcümle hanedan reisi olan Osman Ertuğrul Efendi’ ye yakınlık gösterdikleri halde, Osmanlı Ertuğrul Efendi, kendilerinin Cem Sultan soyundan geldiklerini kabul ettiklerini fakat bir tarafın tanassuru, öbür tarafında halifenin torunları olması dolayısıyla resmen bir yakınlık ve akrabalığın tasdik edilme durumunun söz konusu olamayacağını bildirmiştir. “

Cem Sultan” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s